15.08.2020
Polizei vor Flüchtlingsunterkunft

Metin Kaya: Almanya salgında mültecileri unuttu

Hamburg eyaleti Sol Parti milletvekili Metin Kaya Almanya’daki mültecilerin durumunun çok kötü olduğunu anlatıyor: Kamplara hem mali olarak yardım edilmesi lazım hem de hijyen, maske, gıda vb. gibi malzemelerin ulaştırılması lazım. En azından kamplarda mesafenin korunabileceği bir ortamın derhal düzenlenmesi gerekiyor.’Biz bir şeyler yapıyoruz‘ diyorlar ama somut olarak ne yapıyorlar bilmiyoruz.“

KÖLN – Almanya’da korona virüsü vakalarının sayısı 57 bin 298’e yükseldi. Covid-19 nedeniyle 455 kişi öldü. Hükümet salgın nedeniyle durağanlaşan sosyal ve ekonomik yaşamla ilgili bir dizi önlemler aldığını açıkladı. Ancak bu önlemlerin içerisinde kamplarda yaşayan mültecilerle ilgili tek bir cümle geçmedi. Bayern eyaletinin Geldersheim şehrindeki mülteci kabul merkezinde yedi mülteci ve bir çalışan Covid-19 pozitif çıktığı için kamptaki 600 mülteci karantina altına alındı.

Hamburg’da mülteci kampında kalan bir takipçi gönderdiği mesajda “Bazı arkadaşlarım konteynırlarda kalıyor ve kaldıkları yerler hijyenik olmaktan epey uzak. Dünya büyük bir virüs ile uğraşıyor, hangi nedenle olursa olsun virüs can alıyor ve toplumsal hayatı durdurmuş bulunuyor. Birçok arkadaşımız hem maddi hem de sağlık koşulları anlamında zor günler geçiriyor. Virüsle mücadele kapsamında mültecilerin yaşadıkları yerler için ekonomik ve sağlık anlamında hiçbir tedbir alınmıyor. Olası daha büyük bir tehlikede bu insanlar gıda ve sağlık hizmetlerine nasıl ulaşacak? Bu insanlar seslerini hiç bir yere duyuramıyor” diyor.

Metin Kaya

Anlatılan bu sorunları konuşmak, onların seslerini duyurmaya yardımcı olmak için meclis içinde çalışan Hamburg eyaleti Sol Parti milletvekili Metin Kaya ile konuştuk:

Kamplardaki sayılar ve durum hakkında bilgi verebilir misiniz?

2020’ye ait sayılar henüz yok. Bu sayı 2018 yılında 4 bin 139’du. Ancak 2019 itibariyle 3 bin 551 kişi iltica için başvuruda bulunmuş durumda. Bu kişilerin çoğu Suriye, Afganistan ve İran’dan gelenler. Şu anda toplam 1077 kişi Hamburg’da bulunan ilk iltica kabul merkezlerinde bekliyor. İlticası kabul olan veya ilk kabul işlemleri tamamlanan 31 bin 71 kişi de devlete veya belediyeye ait olan mülteci kamplarına veya benzeri yerlere yerleştirilmiş durumda.

Sonradan yerleştirilme yapılan kamplar ilk mülteci kabul merkezlerine oranla alkışlanacak bir durumda değil ama nispeten daha temiz diyebiliriz. İlk kabul merkezlerinde yüzlerce ranzanın yerleştirildiği spor salonu büyüklüğünde bir yere yüzlerce bazen binlerce insan bir arada barınmak ve beklemek zorunda kalıyor. İnsanlar birbirlerine bir veya 1,5 metre mesafede yatıp kalkıyor. Burası haliyle her türlü hastalığın bulaşabileceği ortamlar. Bu kabul merkezlerinden en büyüğü de Hamburg’da.

Covid-19 olmasa da sağlıksız bir ortamdan bahsediyoruz. Bu kamplar ve kabul merkezlerindeki insanların en büyük sorunu hijyen. Yeterli temizliğin yapılmadığı özellikle vurgulanıyor. Size gelen bilgiler nedir? İnsanları kamplara kapatıp unuttular mı?

Devletin açıkladığı resmi rakamlara göre Hamburg Rahlstedt’teki ilk mülteci kabul merkezinde 2019 yılının Ocak ayında 1740 kişi birlikte kalmış. Ocağı takip eden aylarda da rakamlar 1740 ile 1750 arasında değişiyor. Bu kadar insanın kaldığı bir merkezde temizlik işleri için ayrılan aylık ödenek 50 bin ile 43 bin euro arasında seyrediyor. Bu paraya hem dezenfeksiyon malzemesi, hem binanın veya alanın temizliği, yatakların temizliği, sabun vs. her şey dahil. Bu temizliğin ne derece iyi yapılabileceğini gösteren bir rakam. 1750 kişinin kaldığı bir yerde düzenli doktor kontrolü yapılmıyor. Talep üzerine doktor gidiyor. Bir başka problem de çok farklı ülke ve kültürlerden gelen dilleri, alışkanlıkları, gelenekleri farklı insanlar bir arada kalmak zorunda bırakılıyor. Mesela bir Eritreli ile bir Suriyeli aynı alanda yaşıyorlar. Çoğu zaman kavgalar çıkıyor. Kadına yönelik şiddet ciddi boyutlara geliyor. Çocukların hali hal değil. Bu ilk kabul merkezleri hem hijyen hem de diğer konularda en çok sorunun yaşandığı yerler. Buranın dışında işlemleri tamamlananlar sosyal konutlara, konteynır bazen de kontrplaktan yapılmış evlere yerleştiriliyorlar. Buralar bir ailenin kalabileceği büyüklükte yerler olmuyorlar. Küçük dar bir alanda insanlar bir arada yaşamak zorundalar. Hatta bazen iki farklı aile bir arada kalmak zorunda bırakılıyor. Buralarda en azından kendi temizliklerini yapma imkanları var. Konteynırlarda ortak da olsa aynı banyoyu daha az sayıda insan kullanıyor. İlk kabul merkezlerinden bir nebze daha iyi diyebiliriz.

Şimdi korona virüsü salgını dolayısıyla bu kamp ve merkezlerde sizin bildiğiniz alınan bir önlem var mı?

Yok maalesef! Çünkü tek konsantre olunan şey insanların sokağa çıkmaması ve özellikle şirketlerin, serbest meslek sahiplerinin salgın nedeniyle oluşan ekonomik krizde ayakta kalmaları için alınan önlemler. Sosyal mesajlaşma uygulaması üzerinden 2000 insan mültecilere, evsizlere, yaşlılara yardım etmek için koordine olmuşlardı. Belediye bu ağa karşı harekete geçerek bu tür yardım çağrısı yapan kişilere cezai takip başlattı. Biz Sol Parti olarak evsizler için şu anda boşta olan büroların bir kısmının geçici olarak konut haline çevrilerek insanların sokakta kalmalarını önlenmesini teklif ettik. Boş olan otellerin hem mülteciler hem de evsizler için salgın süresince kullanılmasını da önerdik. Fakat eyalet yönetiminden herhangi bir girişim olmadı. Bu çarşamba belediye meclisi acil ihtiyacı olan mülteciler, evsizler, yoksullar için değil serbest meslek sahiplerine ve işletmelere ekonomik krizi atlatmaları için nasıl bir maddi yardımda bulunulacakları gündemiyle toplanacak. Bundan da çıkan imaj onların ilk tercihlerinin mülteciler olmadığıdır.

İş verenlerin, esnafın, şirketlerin varlıklarını devam ettirmeleri için desteklenmeleri anlaşılır. Fakat salgından tek etkilenen kesimin işveren ve şirketlermiş gibi davranılması anlaşılır değil. Başbakan Merkel’in açıklamalarında da ne Almanya’daki mülteciler ne de Türkiye’nin sınırlara gönderdiği insanlarla ilgili tek bir cümle geçmedi.

Evet maalesef bu insanların unutulması tercih ediliyor diyebiliriz.

Bir kampın izole edilmesi ne demek? İnsanları tek tek mi izole ediyorlar? Hangi eyalet olduğu fark etmiyor mülteci kamplarından bilgi paylaşılmıyor. Hamburg’dan mesaj geldiği için burayı konuşuyoruz. Hamburg’da güçlü bir sol damar var. Eyalet hükümeti Sosyal Demokratlar ve Yeşiller’den oluşuyor. Neden burada bile mülteciler gündem olmuyor, sorunları azaltılamıyor?

Bu işin çözümü o kadar da zor değil. Bizim hep dile getirdiğimiz bir şey var: Hamburg, Avrupa’nın en zengin şehirlerinden biri. Hamburg’da 42 bin 500 milyoner yaşıyor. Bu milyonerlerin bu eyaletin sosyal dayanışma ağına çok bir katkıları yok. Bu zenginlerle hükümetin bir karar alması hiç de zor değil. Bu kişiler de eyalette yaşanan sorunların giderilmesine katkı yapabilirler. Bu kişilerden belli bir ölçüde vergi alınarak devlet kasasının güçlendirilmesi mümkün. Ama bu yapılmıyor çünkü lobileri çok güçlü.
Doğru, kimi kamplarda testi pozitif çıkmış insanlar var. Bu insanların izolasyonu tam bir muamma, bilemiyoruz. Verdiğimiz önergelere de gelen cevaplar “Kamplara genel çerçevede bakılıyor” oluyor.

Durum Almanya’da ağırlaşsa gıda ve hijyen malzemesine ulaşmak sorun olsa, stok yapmak gerekse, bu insanların stok yapacak paraları da yok. Belli ki bu insanlar için ayrılmış gıda ve hijyen maddesi veya bunun planlaması da yok. İnsanlar böyle bir durumda kaderlerine terk edilir mi?

Hükümetin böyle bir kararı var demek doğru olmaz. Ama insanlar böyle düşünebilir. Çünkü yapılan ilk ve tüm planlar ekonominin yeniden işler hale gelebilmesi için işletmeleri ilk sıraya koyuyor. Sermaye dönüşümü olsun, işletmeler ve şirketler iflas etmesin. Aldığımız önlemlerle insanlar evde kalsın, belli bir izolasyon çerçevesinde biz bu salgını atlatabiliriz diye bir düşünce var. Fakat mültecilerle ve onların kaldıkları kamplardaki koşulların düzenlenmesi ile ilgili özel olarak hazırlanmış bir plan yok. Önümüzdeki günlerde Hamburg’un iki yıllık bütçesi de görüşülecek. Bakacağız bu bütçede bu konuya ayrılmış bir fon var mı? Sanmıyorum, çünkü şimdiye kadar hükümetin yaptığı açıklamalarda bu duruma ilişki kayda değer bir şey yok.

Kamplardan bilgi alınamıyor. Duyduğumuz kadarıyla STK’lara bağlı gönüllüler de şimdi kamplara giremiyor. Kamplarda ölümler olsa izolasyon olduğu için bu durumdan haberdar olamayabilir miyiz ?

Durum kötüleşirse elbette kamplarda da ölüm olabilir. Saklamaya çalışsalar bile ortaya bir şekilde çıkacaktır. Ancak doğrudan orada çalışan veya kamplarda kalan insanların size gelen mesajda olduğu gibi feryatları bize de ulaşıyor. Kamplara hem mali olarak yardım edilmesi lazım hem de hijyen, maske, gıda vb. gibi malzemelerin ulaştırılması lazım. En azından kamplarda mesafenin korunabileceği bir ortamın derhal düzenlenmesi gerekiyor.’Biz bir şeyler yapıyoruz’ diyorlar ama somut olarak ne yapıyorlar bilmiyoruz. İnsanları ikna edici ayrıntılı bilgi gelmiyor. Sol Parti olarak sürekli sorunları takip ediyor, dile getiriyor ve gerekli önergeleri veriyoruz. Ancak söylemem gerekiyor ki verdiğimiz önergelerin yüzde 99’u Yeşiller, Sosyal Demokratlar ve Hıristiyan Demokratlar Birliği’nin ortak oylarıyla reddediliyor. Önerge vermek, dilekçe vermek, talep etmek, basında dile getirmek işin bir yanı, bir başka yanı da kabul görmesi. Öneri Sol Parti’den gelince hemen reddediliyor.

Robert Koch Enstitüsü’nün 2012 yılında hazırladığı risk analiz raporunda tam da bu salgın tanımlanarak alınması gereken önlemler sıralanmış. Sizce bu rapora göre gerekli önlemler yeteri kadar alınmış mı?

2012 yılından bu yana bırakalım önlem almayı hastanelerde özelleştirme yapıldı. Sağlık sektörü kâr sektörü olmaya başladı. Hastanelerde kalite düştü. Sağlık personelinin maaşı azaldı. Bir hastabakıcı 20 hastaya bakıyorsa bu sayı 30’a, 40’a çıktı. Şimdi yurtdışından hasta bakıcı getirtiyorlar. Oysa Almanya’da yeteri kadar hasta bakıcı var. Bu insanlar çalışmak da istiyorlar fakat bu koşullarda değil. Çünkü 50-60 saat çalışma karşılığında aldıkları maaş oldukça düşük. Özel sektörle beraber hastalar müşteri oldu. Dolayısıyla bu raporda bahsedilen önlemler alınmadı. İlk etapta hemen okulların, yuvaların tatil edilmesi, sosyal hayata kimi kısıtlamaların getirilmesi salgının birdenbire yayılmasını önledi. Ama sayılar da yükseliyor. Ayrıca yapılacak mali yardımlarla ilgili Türkçe, Kürtçe, İtalyanca, Arapça vs. dillerde de göçmenlere bilgi verilmeliydi bu da yapılmadı.

Metin Kaya

Metin Kaya

Mitglied des Landesvorstandes DIE LINKE. Hamburg. Mitglied der Hamburgischen Bürgerschaft (MdHB) Fraktion DIE LINKE

Alle Beiträge ansehen von Metin Kaya →